kpss konu anlatımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kpss konu anlatımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2016 Cumartesi

Başlıca Rehberlik Türleri Nelerdir ?



                                Başlıca Rehberlik Türleri:
Rehberlik çalışmaları ilk kez 1908 de Persons’un ilk mesleki rehberlik bürosu açmasıyla Amerika'da başlamıştır.
Yani rehberliği olan ihtiyaç öncelikle mesleki rehberlik alanında başlamıştır.
Ancak daha sonra birçok farklı alanda rehberlik ihtiyaç olduğunu fark edilmiştir.
Böylece zaman içinde rehberlik hizmetleri birçok alanda farklı amaç ve şekillerde verilmeye başlanmıştır.
Hizmet alanlarına göre rehberlik hizmet alanlarına göre rehberlik şu başlıklar altında gruplayabiliriz:

  • Eğitim alanında rehberlik
  • Sağlık alanında rehberlik
  • Sosyal yardım alanında rehberlik
  • Endüstri alanında rehberlik
  • Spor alanında rehberlik
  • Adalet alanında rehberlik.


1.Eğitim alanında rehberlik: Rehberlik hizmetlerine en fazla eğitim alanında ihtiyaç duyulmuştur. Bireylerin kendi yetenekleri ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda en iyi şekilde yetişmesi ve çevrelerini sağlıklı bir şekilde uyum sağlaması için yürütülen rehberlik hizmetleri artık eğitimin ayrılmaz bir parçası olmuştur.
Eğitim alanındaki rehberlik hizmetleri ile okulda sunular rehberlik hizmetleri ifade edilmektedir.

2.Sağlık alanında rehberlik: Sağlık kurumlarında koruyucu ruh sağlığı hizmeti olarak rehberlik etkinliklerinin programı olarak yürütülmesi gerektiği giderek ve yaygınlaşan bir düşüncedir. Bu nedenle sağlık kurumlarında da psikolojik danışmanlar istihdam edilmektedir.

3.Sosyal yardım alanında rehberlik : Sosyal yardım alanında hizmet sunan kurumların işlevleri arasında rehberlik hizmetlerinin önemli bir yeri vardır.
Ülkemizdeki bu tür kurumlar sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumu ,Kızılay Derneği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kurumu gibi kuruluşlardır.

4.Endüstri alanında rehberlik: Son yıllarda endüstri alanındaki sanayi kuruluşları İşçi Sendikaları İş ve İşçi Bulma Kurumu gibi kurumlarda da rehberlik hizmetlerine yer verilmeye başlanmıştır. Özellikle insan kaynaklarında Her geçen yıl psikolojik danışmanlara duyulan ihtiyaç artmaktadır.

5.Spor alanında rehberlik: Sporcuların psikolojik ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak bu alanda da psikolojik danışmanlara İhtiyaç duyulmaktadır ve spor alanlarında psikolojik danışmanlar istihdam edilmeye başlanmıştır.

6.Adalet alanında rehberlik: Adalet alanında özellikle Çocuk ve Aile mahkemelerinde psikolojik danışmanlar görev yapmaktadır.




Gelişmeyi Etkileyen Faktörler Nelerdir ?



 GELİŞMEYE ETKİ EDEN FAKTÖRLER
Gelişmeyi etkileyen kalıtım ve çevre olarak iki temel faktör vardır. Kimi kaynaklarda bir çevre değişkeni olan zamanda üçüncü bir faktör olarak bu ülkeye eklenmektedir.
Bu üç etkenin bir araya gelmesi insan gelişimi üzerindeki etkileri aşağıdaki ayrı ayrı açıklanmıştır.
1.Kalıtım:
Yaşamsal ve ruhsal kimi özelliklerin döllenme sırasında kadın ve erkeğin kromozomların yolu ile bir kuşaktan ötekine geçmesi olarak tanımlanan kalıtım insanın gelişimine etki eden üç önemli unsurlardan biridir.
İnsan gelişiminde kalıtımsal faktörlerin mi yoksa çevresel faktörlerin mi daha etkili olduğu çok uzun süredir tartışılan bir konu olmakla birlikte bugünkü kanı gelişmenin her iki unsurun ortak gelişme yoluyla gerçekleştirilir.
Araştırmaların kalıtımın etkili olduğu bulgusuna ulaşırken diğer bazı araştırmaların ise çevresel etkilerin daha önemli olduğuna ilişkin bulgular elde edilmiştir.
2.Çevre:
Bir canlının ilişki kurduğu varlıkların timi olarak tanımlanan çevre insanın gelişim seyrini etkileyen bir diğer unsurdur. Bir insanın birbirinden farklı iki tür çevresi vardır.
Bunlardan ilki yaşadığı coğrafya yani fiziki çevresi diğeri o çevreyi paylaştığı diğer insanlar yani sosyal çevresidir.
Çevresel faktörler doğum öncesinden başlayarak tüm yaşam boyu bireyin gelişimini etkiler.
bu faktörler aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir.
Doğum öncesi çevresel etmenler:
Annenin geçirdiği hastalıklar ve kazalar
Annenin beslenme biçimi
Annenin yaşadığı tramvalar ve duygusal durumu
Annenin kullandığı ilaçlar
Annenin sigara alkol ve uyuşturucu kullanması
Annenin röntgen ışınlarına maruz kalması gibi unsurlar

Doğum sırasındaki çevresel etkenler:
 Bebeğin oksijensiz kalması
Bebeğin başının çok fazla basınçla karşılaşması
Forseps, vakum gibi araçların uygun biçimde kullanılmaması gibi nedenler.

Doğum sonrasındaki çevresel etkenler:
 Beslenme ,yorgunluk ,hastalık, kazalar ve savaşlar ,ailenin sosyal ekonomik ve kültürel düzeyi ,eğitim ,arkadaş grupları ,kitle iletişim araçları gibi unsurlar.

3.Zaman:
Meydana gelen olayları sıralama yarayan baz ve sonu olmayan soyut bir kavram olarak tanımlanmaya çalışılan zaman da kalıtım ve çevre ile etkileşime girerek gelişimi etkileyen diğer bir faktördür.
Kimi psikologlara göre gelişimde bazı önemli olayların belirli zaman aralıklarında önemli bir etkiye sahip olduklarını, ancak bu zaman aralıklarında daha önceki veya daha sonraki zamanlarda aynı etkiye sahip olmadıklarını ya da çok az bir etkiye sahip olabildiklerini ileri sürerler.
Örneğin gebeliğin ilk 3 ayı gelişim açısından büyük önem taşımaktadır. Bu dönemde annenin ilaç almasının ya da radyasyondan etkilenmesinin bebeğin gelişimini olumsuz etkileme olasılığı gebeliğin öteki dönemlerine göre daha yüksektir.
Yine bazı psikologlara göre insanın gelişiminde ilk beş yılın önemi diğer yıllara göre çok daha fazladır. Bu yıllardaki yaşantıları niteliği çocuğun ileride nasıl bir yetişkin olacağını büyük ölçüde belirler.
İşte bu durumlar zamanın gelişimi etkisini gösteren önemli unsurlardır.
Bunların dışında gelişimin üzerinde sosyal çevrenin de etkisi çok büyüktür.
Bireyin yaşadığı toplumda o zaman diliminde meydana gelen olay ve olgulardan etkilenmesi olasıdır.
Örneğin; Türkiye'de yaşanan büyük Marmara depreminden sonra çocukların kendilerine evler yaparak ve bu evleri daha sonra sallanmak yoluyla depremler meydana getirip, evleri yakıp bebeklerini de yaralılar olarak taşıdığı, oyunlar oynadıkları görülmektedir.
Bu durumun gelişimi üzerindeki toplumsal olayların ve toplumların belli zaman dilimlerinde yaşadıkları önemli olayların nasıl etkili olduğunu gösteren çarpıcı bir örnektir.
Bu etkiyi belli bir zamanlar sınırlı olduğu için buna tarihsel zaman etkisi deneyebilir.

5 Şubat 2016 Cuma

Vygotsky'nin Zihinsel Gelişim Kuramı Özellikkleri ve Açıklaması

                                         Vygotsky'nin Zihinsel Gelişim Kuramı:

 Vygotsky,  Piaget'in bilişsel gelişim hakkındaki kuramına ciddi eleştiri getirmiştir.
Piaget , çocuktan dünya anlayışının tek başına inşa eden küçük bir bilim adamı olarak söz ederken , Vygotsky ye göre çocuğun bilişsel gelişimi öğrendiği diller ve çevresinden aldığı sosyal desteğe bağlıdır.

İşbirlikli Öğrenme: Vygotsky ye göre bir birey tek başına öğrenebileceğin den daha fazlasını yakınsal alanıyla işbirliği yaparak işbirlikli öğrenme yolu ile yani yakınındaki sosyal çevreden bulunan bireylerin rehberi ile öğrenebilir.

Yakınsal gelişim alanı: Vygotsky'nin gelişim ve Eğitime getirdiği en önemli kavramda yakınsal gelişim alanı kavramıdır.
Çünkü daha önceki kuramcılar özellikle plaket zihinsel gelişimi daha çok biyolojik temelli bir gelişim olarak görmekte iken Vygotsky zihinsel gelişimin sosyal yönüne de dikkat çekmiştir.
ona göre insanın tek başına belli şeyleri öğrenebilmesi mümkündür Ancak daha fazlasını sosyal çevresinin desteğiyle öğrenebilir.
Bu durumda kendi başına öğreneceği ile sosyal çevresinden öğreneceği arasındaki fark gelişmeye açık alan yakınsal gelişim alanının katkısı ile olmaktadır.
Ayrıca Vygotsky sosyal etkileşim için gerekli olan en önemli unsurun da dil olduğunu söylemektedir.
Çünkü sosyal çevredeki bireylerle etkileşim kurmanın en iyi ve en kısa yolu dil kullanmaktır.
Yakınsal gelişim alanında bireyin doğrudan etkileşim kurduğu kişiler vardır. Bunlar kimi zaman anne baba kimi zaman öğretmenler olabilir.

İçsel konuşma:  Vygotsky'nin kuranında dille ilgili olarak vurguladığı bir başka kavram ise içsel konuşmadır.
Vygotsky ye göre üst düzey zihinsel ve psikolojik işlevler kişiler arası ilişkilerden kaynaklanmaktadır ve aşağıdaki aşamalarla gerçekleşmektedir.

Önce dışsal etkinliğin göstergesi olan bir işlem yeniden yapılandırılır ve içsel olarak ortaya çıkmaya başlar. Kişilerarası süreç içsel bir sürece dönüşür.
Yani diğer kişilerin başlayacağı bir süreç bireyin kendi Kendisiyle konuşmaya başladığı yeni bir sürece dönüşmüş olur.
Kişilerarası sürecin içsel bir sürece dönüşmesi bir dizi gelişimsel olayın sonuçlanmasını sağlar.
Bu süreç sosyal konuşmanın Ben merkezci konuşmaya benmerkezci konuşmanın ise konuşmaya dönüşmesine benzer.
Bir başka deyişle zihinsel süreçler için gerekli olan konuşmalar Çocuğun diğer çocuklar ya da yetişkinlerle etkileşimi ile başlar.
İçsel konuşma ben merkezli konuşma sırasında Çocuğun içine doğru dönmesi ile ortaya çıkar.
Böylece içsel konuşma da ben merkezli konuşma gibi zihinsel süreçleri ve bilinçli anlamaya yardımcı olur.
Yani biri kendi kendi ile konuşarak farkındalık yaratır kendini onlar durumu değerlendirir ve böylece zihinsel gelişim sürecinin gelişimine katkı sağlar.
Vygotsky'e göre geleneksel öğretimde öğrencilerine tilgin kalması nedeni ile sosyal etkileşim için kısır bir ortam yaratılmış olur.
Öğrenci kimseyle gereken etkileşimi geçemediği gibi Tek yönlü bir etkileşmeye maruz kalır.
Bu nedenle de öğrenme bireysel bir süreç halini alır ancak olması gereken olabildiğince fazla sosyalleşmedir. Sosyalleşme için iyi fırsatlardan biri de oyunlardır.
Oyun sırasında çocuklar yetişkinleri taklit ederken aslında kendileri için de zihinsel gelişim fırsatları üretmiş olmaktadırlar ve bu sayede kuralları da öğrenerek soyut düşünmenin temellerini de atmış olurlar.
Yine oyun ve benzeri etkinlikler sayesinde çocuk nesne olay ve olgular ve birinci elden deneyimler ve somut yaşantılar kazanır ve bu da onun zihinsel gelişimine etkili olur

Bruner’in Zihinsel Gelişim Kuramı ve Dönemleri

                                          Bruner’in  Zihinsel Gelişim Kuramı

Bruner zihinsel gelişimin yaşam boyu süren bir gelişim olduğunu söylemiştir.

Bruner’e göre zihinsel gelişim dönemleri göre zihinsel gelişim üç dönemde gerçekleşir.

Eylemsel dönem:

Yaklaşık 0 2 yaş arasında yaşanan dönemdir.
Bu dönemde çocuk nesnelerle doğrudan etkileşim kurarak yani yaparak yaşayarak öğrenirim ve böylece zihinsel gelişimine katkıda bulunur.
Örneğin bu dönemdeki bir çocuk 3 tekerlekli bir Bisiklete binmek yoluyla eylemsel bir beceri neticesinde zihinsel gelişimine katkıda bulunabilir.
Bu dönem Piaget’in duyu hareket dönemine karşılık gelmektedir.

İmgesel Dönem :

Bu dönem ise yaklaşık olarak 2 ile 7 yaşlar arasında yaşanmaktadır.
Bu dönemde çocuk nesnelerle doğrudan ilişki kurmak sözün nesnelerin zihinde oluşturabilen imgeleri ile işlem yapabilir.
İmge ise zihinde tasarlanan ve gerçeğin bir hayali olan düşünceleri ve duygular olarak tanımlanır.
Bu dönem Piaget’in iki farklı zihinsel gelişim dönemi olarak tanımladığı işlem öncesi ve somut işlemler döneminin özelliklerini gösteren bir dönem olarak kabul edilir.

Sembolik Dönemi:

Bilişsel gelişimin sonuncu dönemi sembolik dönemdir ve 7 yaş ile sonrasını kapsar.
Birey artık bu dönemde etkinliklerini ya da algılamalarını anlamlarını bünyesinde bulunduran sembolleri kullanarak düşünebilir duruma gelmiştir.
Bu dönemde dil mantık ,matematik ve müzikte kullanılan çeşitli sembolleri kullanarak iletişim kurabilir.
Bu durumda sembolleri kullanarak bir çok şey ifade etmek mümkün hale gelmiştir.
Bu dönem ise Piaget’in soyut işlemler dönemi ne denk gelmektedir.

Gagne'nin Zihinsel Gelişim Kuramı ve Aşamaları Nelerdir ?

Gagne'nin Zihinsel Gelişim Kuramı
Gagne , zihinsel gelişim ile ilgilenen bir diğer Kuramcıdır. Gagne’ye göre çocuk dünyaya gelirken verilecek olan her şeyi almaya hazır halde gelir , yani doğuştan bir donanımla dünyaya gelir.
Daha sonraki zihinsel gelişimi de bu doğuştan donanımlı elde ettiği deneyimlerinin birikimine bağlı olarak ortaya çıkar. Onun için tüm bilgilerin kaynağı deneyimdir.
Bu deneyimler yolu ile bireyin basitten karmaşığa doğru bir sıra ile zihinsel gelişimine devam eder. Gagne öğrenme ve düşünme ile ilgili görüşlerini açıklarken sekiz farklı adımda gerçekleştiğini söyler. Öğrenmenin en son ve en istenen adamının problem çözme adımı olduğunu söylemektedir.
Ona göre problem çözme aşamasına ancak daha önceki yedi adım gerçekleştirilerek ulaşılabilir ve bu aşama düşünme sürecinde nitelik ve nicelik açısından Ulaşılması en zor ancak ulaşılması en çok istenen aşamadır.

Ggne'nin Zihinsel Gelişim Aşamaları


İşaret Öğrenme: Bu düzeydeki birey uyarıcılara tepki vermeyi öğrenmiştir.
Yani bu öğrenme ancak tepkisel koşullanma düzeyinde basit bir öğrenme türüdür.

Uyarıcı Davranım İlişkisini Öğrenme: İkinci düzeydeki biri uyarıcı ile davranım arasında bağ kurarak öğrenir yani aslında edimsel koşullanma yoluyla öğrenmenin gerçekleştiği aşamadır.

Zincirleme : Bu düzeydeki öğrenmede ise uyarıcı davranım arasındaki ilişkiyi belli bir sıra ile öğrenme esastır.

Sözel Bağ Kurma: Bu öğrenme kelimeleri ile anlamlar arasında ilişki kurmayı esas alır yani kelimeler ve onların anlamlarını öğrenmek bu basamak için temel öğrenmedir.

Ayırt Etmeyi Öğrenme: Çeşitli uyarıcılar arasındaki farkı öğrenme ve buna bağlı olarak farklı uyarıcılara farklı tepkiler verme aşamasıdır.

Kavram öğrenme: Bu tür öğrenmede ise birbirine benzer özellikleri olanlardan bir grup oluşturma ve belli ölçülere göre obje olay ve nesneleri gruplayabilme Temelli aşamadır.

İlke Öğrenme: Yol gösterici olan ve problem çözme kolaylaştıran bilgileri edilme ile ilgili olan aşamadır.

Problem Çözme: Öğrenilen ilkeleri kullanarak karşılaşılan problemleri çözmeye işaret etmektedir.

                                                     Gagne'nin Öğrenme Hiyerarşisi


Gagne bilişsel süreç olan öğrenme sürecinin daha iyi anlaşılabilmesi için öğrenme sonucunda açığa çıkan öğrenme ürünlerini incelemiş ve yeni bir sınıflama geliştirmiştir.
Bu sınıflamaya göre öğrenme ürünleri basitten karmaşığa doğru 4 farklı kategoriye ayrılabilir.

1.Ayırt etmeyi öğrenme

2.Kavram öğrenme

3.İlke öğrenme

4.Poblem çözme kategorileridir.

Örneğin bir kişinin karşılaştığı bir sorunu çözmek için yapması gerekenleri öğrenmesi söz konusu ise önce sorunun değerlerinden hangi açıdan farklı olduğunu görmesi sorunun çözümü için elde alınan ve olmayanları ayırt etmesi gerekir.
Daha sonra da sorunun çözümü ile ilgili ilkeleri öğrenir ve bu ilkeleri sorunun çözümünde kullanılır Böylece çözüme ulaşılır.

4 Şubat 2016 Perşembe

Ahlak Gelişimi ve Piaget'in Ahlaki Gelişim Dönemleri



                                                    AHLAK GELİŞİMİ
Ahlak bireyin doğru davranış ile yanlış davranışı ayırt edebilmesini sağlayan ilkeler ve değerlerin oluşturmuş olduğu bir bütünden ibaret kurallar topluluğudur.

Ahlak gelişimi çocukların belirli davranışları doğru ya da yanlış olarak değerlendirmelerine rehberlik eden ve kendi eylemlerinin yönetmelerini sağlayan ilkeleri kazanma süreci biçiminde ele alınır.

Bu süreç toplumun tüm değerlerine kayıtsız şartsız edilgin bir uyma değil topluma etkin bir uyuma sağlamak için değerler sistemi oluşturma sürecini verilen addır.

Her bireyin ahlak gelişimi belirli aşamaları izler.
Ancak tüm bu aşamalar o bireyin bilişsel gelişiminden bağımsız olarak meydana gelmez tam tersine bilişsel gelişime paralel gelişen bir durumdur.

Piaget'in Ahlak Gelişimi Kuramı
Çocukların ahlak gelişimlerini anlatmak için çocukların kuralları nasıl yorumladıklarını öğrenmenin önemli olduğunu vurgular ve düşünür.
Piaget'e göre çocukların ahlak gelişim özelliklerini anlamak için çocukların oyunlarını gözleyerek açıklama yapılması gereğini belirtmiştir.
Piaget kuramında , çocuğun bilişsel gelişimi ile ahlaki görü ve yargıları arasında sıkı bir ilişki olduğuna inanmaktadır.
Piaget ahlak gelişimini 3 evre halinde ele alıp incelemektedir.
Bunlar: 1. Alak öncesi dönem   2. Dışsal kurallara bağlılık dönemi   3.Ahlaki özerklik dönemi

Şimdi Piaget'in ahlaki gelişim dönemlerini sırasıyla ele alıp inceleyelim

Ahlak Öncesi Dönem: ( 0 -6 yaş)

  • Benmerkezcilik eylemleri nedeniyle kendi dışındaki bireylerin görüşlerini dikkate alma konusunda önemli güçlükler yaşarlar.
  • Çocuklar iki yaş civarında Kural olmaksızın oynarlar.
  • 2-6 yaş arasındaki çocuklar kuralların farkındadır ancak ne amaçla korunduğuna ya da onları neden izlemek gerektiğini anlayamazlar.


Dışsal Kurallara Bağlılık Dönemi (6 - 10 yaş)

  • 6 -10 yaş arasındaki çocuklar kuralların izlemede sık sık tutarsızlık göstermekle birlikte kuralları kabul etmektedirler.
  • Bir otorite tarafından son olduğunu ve değiştirilemez olduğunu düşünürler.
  • Kayıtsız şartsız otoriteyi uyuma söz konusudur.
  • Kurallara uymamanın sonunda cezalandırılacağını bilir. Davranışın gerisindeki neden dikkate alınmaz.
  • Bu yaştaki çocuklar için şu örneği verebiliriz bilerek Bahçede bir çiçek koparan çocuktan farkında olmadan üç çiçeği Ezen bir çocuk daha fazla suçludur ve daha fazla cezalandırılmalıdır.
  • Oyun kurallarının grubun kararına göre değiştirilebileceğini anlayamazlar.


Ahlaki Özerklik Dönemi (10 yaş ve üstü)

  • Bu evrede 10 - 12 yaşlarda artık çocuklar oyunu aynı kurallar çerçevesinde oynayabilirler.
  • Piagget 10 - 12 yaşlarında kuralların oyuncular arasındaki anlaşmazlıkları , uyumsuzlukları en aza indirmek için konulduğunu anlayabilecek durumda olduğunu belirtir.
  • Kurama göre , bu dönemdeki çocukların , bireylerin anlaşarak kuralları değiştirebileceklerini kavrayabilecek durumdalar.
  • Bunlara göre ceza artık kurallarının ihlal edilmesi ile otomatik olarak devreye giren ve uygulanması gereken bir durum değildir.
  • Bu devredeki çocuklar için kurallar ihlal edildiği zaman ihlal sırasındaki niyet ve ihlal eden kişinin içinde bulunduğu durum dikkate alınıp öyle değerlendirilmelidir. 


                                Kohlberg'in Ahlaki Gelişim Evreleri

Kohlberg'in Ahlaki Gelişim Kuramı Evreleri ve Özellikleri



KOHLBERG’İN AHLAK GELİŞİMİ KURAMI

Kohlberg ahlak gelişimi kuramı programını oluştururken aslında Piaget'in ahlak gelişimi kuramının boyutlarının daha da geliştirerek ele almıştır. Kendi kuramını İngiltere, Malezya ,Tayvan ,Meksika ve Türkiye'de köy ve kentlerde geliştirmiş olduğunu araştırma bulgularına dayandırmıştır.
Kohlaberg ahlak gelişimini her biri 2 evreden oluşan ve gelenek öncesi , geleneksel ve gelenek sonrası düzeyler olarak isimlendirdiği 3 düzey içinde ele alıp incelemektedir.
Kohlberg'e göre kişi karşı karşıya kaldığı durum karşısında ahlaki yargıda bulunurken bir ikilem içerisine düşmektedir. İkileme vereceği ahlaki tepkiler sonucunda giderek kendi ahlak anlayışını meydana getirmektedir.
Kohlberg'in kuramında önemli olan şey seçilen değerim kendisi değil seçimin nedenleridir.
Seçilen değerleri ilişkin nedenler kişinin ahlak seviyesini belirleyen çok önemli bir unsurdur.

Kohlberg’in ahlaki yaklaşımının niteliksel özellikleri


  • Gelişim evreleri adım adım birbirini izlemektedir.
  • Bireyin gelişimi herhangi bir evrede sona erebilir.
  • Bireyin ahlaki yargısı ara sıra bir üst ya da bir alt devreye yoğunlaşabilir Boot bakımdan baskın olarak bir evre ye yoğunlaşma söz konusu olabilir.
  • Birey baskın olduğu evre düşüncesinden bir üst düşünceye yöneltilebilir ancak alt everye düşüncesine yönetmek imkansızdır.
  • Yaş her zaman gelişim göstergesi değildir.
  • Bazı gençler yetişkinlerden daha yüksek evreleri ulaşabilme imkanına sahiptirler.
  • Bilişsel gelişim ahlaki gelişimi için gereklidir ancak ahlaki gelişimi için geçerli bir durum değildir.
  • Kişi toplumun ne anlama geldiğini topluma anlayabilmesi ve karşılıklı saygıya dayanan doğru ya da yanlış yargıları empati yoluyla elde etmektedir.


Kohlberg'in ahlaki gelişim evreleri
Gelenek öncesi 4-9 yaş

 Ceza ve itaat ( I.Evre)

  • Bu düzeydeki çocuklar sadece otoriteye uyar ve cezalandırılmaktan kaçınırlar.
  • Gelenek olarak olayların dış görünüşüne ve meydana gelen zararın büyüklüğüne bakarak karar verirler.
  • Olayların gerisindeki neden önemli değildir.
  • Araçsal ilişkiler( Saf çıkarcı eğilim) (II. Evre)
  • Çocukların kendi İhtiyaç ve isteklerin karşılanması önemlidir.
  • Çocuk bir davranışı kendi açısından yararlı buluyorsa o davranış doğrudur.
  • Ne kadar alırlarsa o kadar vermeleri söz konusudur.


Geleneksel Dönem  (9 - 14 yaş)

Kişiler Arası Uyum (iyi çocuk olma eğilimi) (III.Evre)

  • Akran grupları ile işbirliği gözlenir.
  • İyi davranış başkalarına yardım etmek ya da onları mutlu etmektir.
  • Koşullarda değişiklik olsa bile gruptan bağımsız davranma Ve kararlar verme pek görülmez.
  • Bu dönemde çocuk olaylara başkaları açısından da bakabilme özelliği kazanır.
  • Başkalarının hissettiklerini de dikkate alır. Artık yaptıklarının ceza almamak için ya da kendisi için değil aynı zamanda başkalarını mutlu etmek için yapmaya çalışır.
  • Birey kendisinden beklenen davranışı göstermenin doğru olduğu yargısındadır ve anne babası öğretmeni ve arkadaşlarının kendisinden beklediği gibi davranırsa onların sevgisini kazanabileceğini düşünür.


Kanun ve Düzen (IV.Evre)

  • Doğru davranış otoriteye ve sosyal düzeye uygun olarak kişinin görevini yerine getirmesidir.
  • Akran gruplarının kurallarının yerini toplumun kuralları ve kanunları almıştır.
  • Kanunlar soru sorulmaksızın izlenir ve kanunlara uyulur.
  • Kanunlara uymayanlar asla onaylanmazlar.


Gelenek Sonrası (14 yaş ve üstü)

Sosyal Sözleşme (V.Evre)

  • Kanunların kullanımı ve bireysel haklar eleştirici bir biçimde incelenir.
  • Toplumun kanunları ve değerlerinin göreli ve topluma özgü olduğu kabul edilmektedir.
  • Kanunların Demokratik olarak değiştirilebileceği ilkesine sahiptirler.
  • kKnunlar sosyal düzeni korumak temel yaşama ve özgürlük haklarını güvence altına almak için gerekli görülmektedir.


Evrensel Ahlak İlkeleri (6.Evre)

Kohlberg'in kuramında bu evre ahlak gelişiminin en son aşamasıdır.

Birey bu evrede artık kendi ahlaki ilkelerini topluma ya da çevresine göre değil kendi değer yargılarına göre seçer ve bir değerler bütünü oluşturur.
Bireyin oluşturmuş olduğu değerler yargısı ; adale,t eşitlik , insan hakları gibi soyut kavramlardan meydana gelir. Bu ilkeleri ihlal eden kanunlara uyulmamalıdır.
Çünkü bu evredeki bireylere göre adalet kavramı yasanın daha da üstünde olan bir şeydir.